Üzerimizdeydiler.
Kitaplarını okumaya başladım. Hayatını, öğütlerini, çözümlerini, sevgini... Millet Sevgini, Türklük aşkını hissettim her kelimede. Bir hastalık gibi bana da bulaştı oradan.
O günlerden bu güne ölüme seve seve gidecek kadar sevdim Milletimi, senin sayende.
İlk kez Ankara'da Genel Merkezin önünde gördüm seni hızla arabaya binip uzaklaştın, giderken el salladın bana, sanki orada olduğumu bilir gibi. Defalarca aynı sahneyi yaşamak için gitim bekledim orada. Sen de bana defalarca el salladın.
Büyümüş üniversiteli olmuştuk. Çocuktuk Ülkücü olmuştuk.
Memleketin sokaları kan selinde boğuluyordu. Sen bu kanı durdurma çabasındaydın. Seni ilk kez yakından gördüğüm, yakından dinlediğim gün hala özeldir hayatımda. Sesinin tokluğunu, sert ama babacanlığını özlüyorum Başbuğum.
Artık pek çok yerde yanyanaydık sen beni pek fark etmesende. Mitinglerde beraber yaşlandık.
Bazen yakan güneşin altında haşlandık, bazen köpeklerce taşlandık.
Liderimdin. Sana gelecek bana, bize gelsindi. Siper olduk, göğüs gerdik.
Yiğitler birer birer düştüler yere. Her yiğit cenazesi bizi biraz daha çoğalttı yüreğimiz yansa da. Onların yaralarınca kanasak da.
Sen vardın Başbuğ'um. Sen oldukça bir çare bulunurdu. Bir şeyler çözülürdü.
Eylülde ezilmediysek senin sayende. Yeniden başlayabildiysek senin sayende. Yenilmediysek, bitmediysek senin sayende.
Ve bir gün, bizi burada bırakıp; şehitlerin yanına gittin. Onlara baş olmaya, Oğuzlara, Alparslanlara, Dursunlara, Yusuflara gittin.
Yaşımız geçmişti sen gittiğinde.<
Ama çocuklaştık.
Çocuklar gibi ağladık seni yolcu ederken.
'Yapabilsem nisanı takvimlerden silerim,
Beni öksüz kodun nisan,
Öksüz kalasın dilerim'
Bugün;
Bize çok lazımsın Başbuğum
Seni çok arıyoruz.
Daha çok yazacaktım ama,
yapamıyorum...
Sonra devam ederim belki yazmaya...
Bu öksüz Ülkücüden
Başbuğuna bir vefa
Ruhuna Fatiha...
Alıntıdır ...
Google
www.tarsusluulkuculer.net
Tarsuslu Ülkücüler Adına Açılan Sitemiz Hizmete Girmiştir. Elimizden Geldiği Kadar Sitemizi Güçlendireceğiz . Siz Değerli Dava Arkadaşlarımızın Desteklerini Bekliyoruz ... Buraya Tıklayarak Sitemize Üye Olarak Destek Veriniz ...
TARSUSLU Jandarma Kıdemli Başçavuş Tahsin Kurt, şehit oldu.
Tarsus bağlı Sarıveli Köyü nüfusuna kayıtlı Jandarma Kıdemli Başçavuş Tahsin Kurt, 28 Ocak 2008 günü Bitlis’te cezaevi aracı ile mahkum götürürken, içerisinde bulunduğu aracın kaza geçirmesi sonucu yaralanmıştı.
Ankara’ya götürülerek Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde tedavi altına alınan Kurt, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayata gözlerini yumdu.
Şehit Tahsin Kurt için bugün Tarsus’ta bir tören düzenlendi.
İlk tören Tarsus Şehir Mezarlığı’nda yapıldı. Buradaki törene Mersin Valisi Hüseyin Aksoy, Tarsus Kaymakamı Abdulhamit Erguvan, Akdeniz Bölge Komutanı Tuğ Amiral Soner Bolat, Mersin Jandarma Alay Komutanı Albay Cahit Hüsrev Şen, Tarsus Garnizon Komutanı Albay Ali Başar, CHP Mersin Milletvekili Vahap Seçer, Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Mersin Emniyet Müdürü Süleyman Ekizer, protokolün diğer üyeleri, şehidin yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Kılınan cenaze namazının ardından Şehit Kurt’un naşı top arabasına konuldu. Bir süre top arabası üzerinde ilerleyen Tahsin Kurt’un naşı, daha sonra Anıt Mahallesi’nde bulunan Şehitliğe götürülerek, toprağa verildi. Naaş toprağa verilirken askerler tarafından saygı atışı yapıldı.
Mersin Milletvekili Akif akkuş ile Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz,8 mart dünya kadınlar günü nedeniyle Yarenlik alanında gül dağıttılar Tarsus Belediyesi Yerel Gündem 21 Kadın Komisyonu tarafından organize edilen etkinlikte Mersin milletvekili Akif Akkuş ile Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, Belediye Başkan Yardımcısı Kerim Tufan, yarenlik alanda kadınların günlerini kutlayarak birer gül verdiler. Milletvekili Akif Akkuş, kadının ekonomik hayata ve iş gücüne eşit katılımın sağlanması gerektiğini, kadın girişimciliğinin teşvik edilmesini, kadınların iş yaşamında karşılaştığı her türlü ayrımcılık ve engellerin önlenmesini gerektiğini belirterek "Tüm kadınların mutlu gününü kutluyorum. Daha mutlu günler diliyorum" dedi. Bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutladığını dile getiren Tarsus Belediye Başkanı Burhanettin kocamaz, "Kadınların daha sağlıklı, daha güvenli ve daha çağdaş bir ortamda yaşabilmeleri için elimizden gelen hizmeti yapıyoruz. Bütün kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü en içten dileklerimle kutluyorum. Onlara bir şükran borcumuz olduğunu da unutmuyorum" şeklinde konuştu.
MHP Genel Başkan Devlet Bahçeli, ''Başörtüsü sorunu, yükseköğrenimde yaşanan bir sorun olarak ortaya çıktı. Çözümün çerçevesi de bununla sınırlı kalacak" dedi.
BAHÇELİ; partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, AKP ile başörtüsü konusunda varılan mutabakatın ayrıntılarına ilişkin açıklamalarda bulundu.Devamı...
Sayın Başbakan’ın milli konuları yabancı ülkelerde dile getirme huyu depreşmiş ve İspanya’da yabancı bir ajansın kahvaltısında Türkiye’yi ve Türkiye’deki hukuki ve siyasi uygulamaları eleştiren bir konuşma yapmıştır.
Beş yılı aşan bir süredir ve iki dönem olmak üzere hükümet eden Adalet ve Kalkınma Partisinin, TBMM’de kahir ekseriyetle siyasal güce sahip olduğunu unutmuş görünen başbakan, başörtüsü konusunda tutarlılık ve samimiyet açısından ciddi endişeleri davet eden beyanlarda bulunmuştur.
Gerçekte Sayın Başbakan’ın ve Partisinin başörtüsü meselesini çözmek gibi bir niyetinin olmadığı beş yıllık icraatıyla sabittir. Tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimindeki gerginlik, kutuplaşma ve mağduriyet oyununu inançlarımızın istismarında da kullanmak istenmektedir.Devamı...
Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli'nin TBMM Grup Toplantısında Yapmış Oldukları Konuşma 15 Ocak 2008
Değerli Milletvekili Arkadaşlarım,
Basınımızın Değerli Temsilcileri,
Grup toplantımıza katılan bütün arkadaşlarımı sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
22 Temmuz seçimlerinin üzerinden altı aya yakın bir süre geçmiş bulunmaktadır. Bu süre içinde yaşanan tehlikeli gelişmeler, estirilen etnik tahrikler, sahnelenmeye çalışılan bölücülük senaryoları, AKP hükümetinin su yüzüne çıkan siyasi yönelimleri, sosyal bünyemizi tahrip ve tehdit eden sorunların derinleşmesi ve ekonomik darboğazın ağırlaşan etkileri, Türkiye’yi çok zor ve karanlık günlerin beklediğini göstermektedir.Devamı ...
Ülkücülük, Türk milliyetçiliğinin özel adıdır. Türk milleti varoldukça ülkücülük de olacaktır. Herkesin ülkücü olması beklenemez. Ama Türk milletini milletler mücadelesinde birinci sıraya yükseltme hedefine ulaşmak isteyenler, kesinlikle Türk milliyetçisi olmak zorundadır. Türk milliyetçiliğinin siyasi, kültürel ve sosyolojik olarak kurumlaşmış haline ülkücülük adı verilir. O halde, her ülkücü önce Türk milliyetçisidir. Türk milletininhizmetinde Türk milletinin milli ve manevi değerlerine sahip çıkarak, budeğerleri layık oldukları en yüksek doruklara yükseltmek, her ülkücününbirinci öncelikli görevidir. Oğuz Han’dan günümüze kadar parlak yıldızlar misali Türk milletinin önünde ışık olan bütün liderler, Türk milletine hizmet etmişlerdir. Türk milletine hizmet edenler, aynı zamanda Türk milliyetçiliğine ve Ülkücü Hareket’e de hizmet etmiş olmaktadırlar. 1789 Fransız ihtilalinden sonra dünya, milletleşme çağına girmiştir. Türk milleti o dönemde büyük bir imparatorluk olan Osmanlı ile Önasya, Afrika ve Avrupa ortalarının nizamını sağlamakla yükümlüydü. Osmanlı, kuruluş olarak Türk milletine dayanmakla birlikte yükselme döneminden itibaren yönetimde Türk olmayan unsurlar yer almıştır. Fransız ihtilali ve Avrupa devletlerinin Hıristiyanlığı öne çıkararak, Osmanlı tebası durumundaki Hıristiyan toplumları kışkırtmaları sonunda, Osmanlı Avrupa’daki topraklarının büyük bir kısmını kaybetmiştir. Balkan Harbi, Birinci Dünya Savaşı ve en son Kurtuluş Savaşı ile birlikte Osmanlı’nın kalıntıları üzerinden, Göktürkler’den sonra, tarihte ikinci kez, Türk adını taşıyan bir devlet doğmuştur. Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğindeki bu yeni devleti kuran iradenin temelinde de Türk milliyetçiliği ülküsü yatmaktadır. İkinci Dünya Savaşı sırasında Türk milliyetçiliği ülküsünü savunan milliyetçiler, dönemin milli şefi tarafından Turancılık yaftasıyla suçlanmışlar, daha sonra bu ülkücü kadro Türk milliyetçiliği uğrunda tabutluklarda işkence görmüştür. Alparslan Türkeş’in de aralarında yer aldığı, 1944 milliyetçilik olayı mağdurları daha sonra bu suçlamadan beraat ederek yüzlerinin akıyla görevlerine dönmüşlerdir. Dokuz Işık ilkelerinin ilk üç maddesi; Milliyetçilik, ülkücülük, ahlakçılık adını taşımaktadır. Buradan anlıyoruz ki, ülkücülüğün temeli, İslam inancı ile Türk milletinin sahip olduğu milli, manevi, kültürel ve tarihi değerler manzumesinden oluşmaktadır. O halde, ülkücülük kuru bir ırkçılık davası değildir. Ülkücülük, milliyet olgusunu reddeden bir ümmetçilik de değildir. Ülkücülük, her milletin kendi özdeğerlerine sahip çıkmasını tabii gören, Türklüğün milli ve manevi değerlerinin kaynaşmasından meydana gelen Müslüman Türk milletinin milletler yarışında en öne geçmesini istemek, çalışmak ve bu ülküyü hayat tarzı haline getirmektir. Ülkücülük, her insanı Yüce Allah’ın bir emaneti olarak görmeyi emreder. Ülkücüler, mensubu bulundukları Türk milletini layık olduğu maddi ve manevi zenginliklere kavuştururken, birlikte yaşadıkları her insanı kutsal bir emanet olarak korur, geliştirir ve mutluluğuna katkı sağlar. Ülkücülük, kesinlikle ayrıştırıcı değil, birleştiricidir. Ülkücülük sonu izm’le biten her türlü yabancı ideoloji ve sistemlere karşıdır. Türk milletine uygun olan en doğru yönetim sisteminin şahsiyetçiliği destekleyen demokrasi olduğunu kabul eder. Ülkücü, Türk milliyetçiliğini kültür milliyetçiliği temelinde algılar.Kendini Türk hisseden ve Türk milletinin gelişmesine hizmet etmeyi şerefli bir görev sayan herkesi şefkatle kucaklar. Etnik ırkçılık ve ayrıştırıcı tuzaklara karşı, Türk milletinin milli ve manevi değerlerine sarılarak kenetlenebileceğine inanır.